Eki
28
2010
0

Gebelikte kızamıkçık hastalığının bebeğe zararları fetus hamilelikte kızamıkçık aşısı

Gebelikte kızamıkçık hastalığının bebeğe zararları fetus hamilelikte kızamıkçık aşısı.
Kızamıkçık ve toksoplazma erken gebelik sırasında geçirildiği taktirde bebekte bazı ciddi problemlere yol açabilecek enfeksiyon hastalıklarıdır.Gebelikten önce yaptırdığınız testte eğer, kızamıkçık antikorlarınız negatif çıkarsa bu hastalığa karşı bağışıklığınız yok yani duyarlısınız anlamına gelir. Bu durumda, size doktorunuz gebelik öncesinde aşı önerebilir. Kızamıkçık aşısı etkisi azaltılmış da olsa canlı virüslerden yapıldığı için aşı sonrası 3 ay süreyle hamile kalmamanız ve bu sürenin sonunda bağışıklık gelişip gelişmediğini kontrol ettirmeniz gereklidir. Toksoplazma antikorlarının negatifliği de bu hastalığa karşı duyarlılığı gösterir. Bunun aşısı olmasa da doktorunuz size dikkat etmeniz gereken hususları bildirecektir.

Kızamıkçık (rubella) hakkıda bilmeniz gerekenler Kızamıkçık, annenin gebeyken bu hastalığa yakalanması durumunda, doğmamış bebeğe ciddi zararlar verebilecek bulaşıcı bir hastalıktır. Anneleri gebeliğin ilk sekiz ile on haftasında kızamıkçığa yakalanan bebeklerin yaklaşık yüzde 90’ı bundan ciddi olarak etkilenir. Bebeğin
işitmesi, görmesi ve beyni zarar görebilir ve düşük yapma ve bebeğin ölü doğması riski artar. Gebe kalmadan önce kızamıkçığa karşı bağışıklık kazanmış olduğunuzdan emin olmanız gerçekten önemlidir. Bağışıklığın belirlenmesi için basit bir kan tahlili yeterlidir. Bağışıklığınız yoksa, hastalığa karşı aşı olabilirsiniz; ancak bu, gebe kalmadan önce yaptırılmalıdır. Çocuk doğuracak yaşta bir kadınsanız ve henüz aşı olmamışsanız, gebe kalmaya karar vermeden çok önce lütfen doktorunuza giderek aşı olun.

Yazar by Misafir in: Gebelik Sorunları |
Eki
28
2010
0

Gebelikte riskler nedir hamilelikte risk faktörleri

Gebelikte riskler nedir hamilelikte risk faktörleri.
Aileler gebelikte görülen sorunlar hakkında bilinçli olurlarsa anne sağlığı daha iyi düzeylere ulaşabilmektedir.Hamilelikte ilk muayene 1.ay sonunda yapılmalıdır. Bu muayeneler düzenli olarak 8 ay boyunca yapılmalı, 9.ayda 15 günde bir, son ayda ise haftada bire dönüştürülmelidir. Aylık muayeneler ultrason, kan ve idrar testleri ile tamamlanmalıdır. Yine erken hamilelikte ( ilk 3 ay ) hepatit göstergeleri, açlık kan şekeri, böbrek ve karaciğer fonksiyon testleri, kan grubu belirlenmesi ve TORCH denen erken hamilelik enfeksiyonları araştırılmalıdır.

Aşağıdaki durumlarda hamilelikte riskten söz edilebilir:

16 yaşından önce ve 35 yaşından sonraki hamilelikler,
Daha önce rahim ameliyatı geçiren hamileler,
Daha önceki gebeliklerde erken doğum veya düşük hikayesi,
Daha önceki gebeliklerde ölü ya da sakat doğum hikayesi,

Kan grubu uyuşmazlıkları,
Çoğul hamilelikler,
Hipertansiyonu olan hamileler,
Bacaklarda ödem, kilo fazlalığı olanlar,
Şeker hastalığı olanlar,
İri bebek,
Anne rahminde, fetal gelişme geriliğin,
Bebeklere ait duruş ve geliş pozisyonu anomalileri ( Örn:makat veya transvers, yani yan duruş )
Hamilelik ve anemi (kansızlık durumu),
Hamilelikte enfeksiyonlar,
Hamilelik sırasında görülen kanamalar,
Suların erken gelmesi,
Erken doğum tehditi,
Kalıtsal faktörler,
Hamilelik ve çeşitli sistemlere ait hastalıklar.

Bunlar Nasıl Risk Oluşturur ?
35 yaşından sonra ilk defa hamile kalan annelerde bebekte doğumsal anomali olasılığı artar. Bu ilk ve 2. dönem tarama testleri incelemeleri ile saptanabilir. Daha önce rahim ameliyatı geçiren annelerde ( myom, sezeryan gibi ) rahimde eski kesi yeri, hamileliğin büyüme ve kasılmaları ile yırtılma tehdidine açıktır. Çoğul hamileliklerde düşük veya erken doğum, bebekte ise büyüme ve gelişme geriliği olabilir. Hamilelikte gelişen ya da daha önceden var olan hipertansiyon ise, hem bebeğin büyümesini, gelişmesini engeller hem de anne karnında ölümüne yol açabilir. Ayrıca hipertansiyona bağlı komplikasyonlar anne yaşamını tehdit eder.

Hamilelikte diyabet ( şeker ) veya diabetli ananenin hamileliklerinde; iri bebek ya da tam tersi büyüme geriliği olan bebek riski söz konusudur. Bu hastalık anne karnında veya doğumda ölüm riski yüksek bebek doğurma olasılığına da yol açabilir. Ayrıca diabetlerin tüm sorun ve komplikasyonlarını anne yaşayabilir. Normalden iri ( 4000 gr üstü ) bebeğe sahip annelerin hamilelikleri de risk altındadır. Transvers ( enleme ) ya da makat pozisyonunda gelen hamileliklerde, erken rahim kasılmalarıyla bebeğin oksijensiz kalması, su kesesinin açılmasıyla kordon veya uzuvların sarkması söz konusu olduğundan risk oluşturabilir. Hamileliklerin nerdeyse % 60′ında çeşitli düzeylerde kansızlık görülebilir. Fe, B12 ve folik asit desteği tüm hamilelik boyunca verilir. Kalıtsal hastalık taşıyıcısı anne ve bebek söz konusuysa, ailenin daha önce kalıtsal hastalık veya özürlü bebek öyküsü varsa, bu durumda anne adayının hamileliği, 16.-18. haftaya kadar biokimyasal , görüntüleme ve genetik testlerle incelenmelidir.

Riskli Hamilelikler Nasıl Belirleniyor ve Tedavi Sürecinde Neler Gerçekleşiyor?
Hamileliğin 18-22 haftası arasında ayrıntılı hamilelik USG ve Doppler taraması (yapısal anomaliler ve gelişme geriliği saptanması için) ayrıca 11-14. hafta da ikili tarama veya 16-18. hafta da üçlü tarama testleri yapılmalıdır. Antenatal (doğum öncesi) bakım, normal hamilelikleri hedefler ve risk etkenlerini belirlemeyi amaçlar.

Anne yada bebeği ilgilendiren risk etkenleri belirlendiği zaman tedavi hizmetleri kapsamındaki ” Maternal-Fetal ( anne-bebek ) Tıp” boyutuna geçiş söz konusu olabilir. “Maternal-Fetal Tıp” boyutunda erken ve geç hamilelik dönemleri gündeme gelir. Bu kez mücadele alanı hamilelik değil , anne ve bebeğin sağlık problemleridir. Erken hamilelik dönemi, embriyo oluşumundan hamileliğin 24. haftasına kadar devam eder. Bu dönem tıpta “perinatal tanı” ( anne karnında), “fetal tedavi” ve “teratoloji” ( hamileliğe zararı olabilecek dış etkenler,örneğin; alkol,ilaçlar,ışınlar ) çalışmaları ile aşılmaya çalışılır.

Bu programların amacı fetal ( bebek ) sağlık problemlerini olabildiğince erken saptamaktır. Gerekli ve uygun durumlarda ise fetal tedavisi ve rahim içi girişimler söz konusu olabilir. Demir ve multivitaminler ile gerektiğinde kortizon, düşük doz aspirin ve heparin de hamilelik sürecinde tedaviye eklenebilir. Enfeksiyonla mücadelede ise bebeğe zarar vermeyecek antibiotikler kullanılabilir.

Tags:

  • sistit tedavi edilmezse neye yol açar
Yazar by Misafir in: Gebelik Sorunları |
Eki
28
2010
0

Gebelikte röntgen çektirmek hamilelikte x ışınına maruz kalmak gebelikte film çektirmek

Gebelikte röntgen çektirmek hamilelikte x ışınına maruz kalmak gebelikte film çektirmek.
Diş için çekilen röntgen rahimden çok uzaktır. İkincisi, kurşun bir perde rahmi korumakta ve bebeğinizin ışından etkilenmesini önlemektedir.

Gebelik sırasında çekilen diğer röntgenlerin güvenli olup olmadığını belirlemek daha karmaşıktır, ama tanısal röntgenin cenin ya da bebeğe zarar vermesi çok nadirdir. Röntgen ışınları radyasyonun zarar verip vermeyeceğini üç etmen belirler :

Radyasyon Miktarı

Cenin ve bebekte ciddi hasar yalnızca çok yüksek dozlarda (50-250 rad ) oluşur. 10 raddan düşük dozlarda hiç hasar oluşmaz. Çağdaş röntgen araçları tipik bir tanısal muayenede çok nadir olarak 5 raddan fazla ışın yaydığı için bu tür muayeneler genellikle bir sorun oluşturamaz.

Işının Ne Zaman Alındığı

Çok yüksek dozlarda bile yumurtanın yuvalanmasından önce (döllenme sonrası 6.-8. günler) dokunun etkilenmesi riski yoktur. Bebeğin organlarının gelişiminin erken döneminde (döllenme sonraki 3. ve 4. haftalar) ve gebelik boyunca merkezi sinir sisteminin hasar görme riski vardır. Ama yalnızca yüksek dozlarda bu gerçekleşir.

Rahim Gerçekten Işına Maruz kalması

Günümüzün röntgen aygıtları, görmek istenen alanı bilmekte ve bedenin geri kalan bölgelerini ışına maruz kalmaktan korumaktadır. Röntgen filmlerinin çoğu annenin karın ve pelvisine böylece rahme gelen ışınları önlemek için kurşun bir levha ile çekilir. Ama karın röntgenin bile zararlı olma olasılığı, pratikte 10 raddan fazla ışın yaymadığı için yoktur.

Ama elbette ne kadar küçük olursa olsun gereksiz risk almanızın mantığı da yoktur. Bu nedenle genellikle acil önemi olmayan röntgen çekimlerinin sonraya ertelenmesi önerilir. Göze alınması gereken riskler ayrı bir konudur. Bebeğin röntgen ışınlarından zarar görme olasılığı az olduğu için, anne adayının sağlığı açısından gerçekten bir röntgenin çekilmesinden vazgeçilip anne tehlikeye atlatılmalıdır. Gebelik sırasında röntgen ışınlarının küçük zararı aşağıdaki kurallara uyularak en aza indirilebilir.

Sizden röntgen çektirmenizi isteyen hekime ve röntgeni çeken teknisyene gebe olduğunuzu mutlaka söyleyin.

Gebelik süresince, yararı riskinden fazla olmadıkça röntgen , hatta diş röntgeni bile çektirmeyin.

Yerine daha güvenli bir tanısal işlem kullanılabiliyorsa röntgen çektirmeyin.

Eğer röntgen gerekirse, ehliyetli ve sık kontrol edilen bir merkezde çekilmesine özen gösterin. Röntgen aygıtı yen ve iyi durumda olmalı, eğitimli, bilinçli bir teknisyen tarafından radyolog gözetiminde kullanılmalıdır. Röntgen aygıtı mümkünse gereken en dar alana yönlendirerek rahim kurşun bir levhayla korunmalıdır.

Teknisyenin uyarılarına dikkatle uyarak, özellikle çekim sırasında kımıldamamaya dikkat ederek, çekimin yinelenmesini sağlayın.

Hepsinden önemlisi, röntgen çektirdiyseniz ya da çektirmeniz gerekiyorsa, zamanınızı olası sonuçları hakkında kaygılanarak ziyan etmeyin. Emniyet kemerinizi bağlanmayı unutmanız halinde bile bebek daha büyük bir tehlike altında demektir.

kaynak:gata.edu.tr

Tags:

  • röntgen isinina maruz kalmak
Yazar by Misafir in: Gebelik Sorunları |
Toplam 36 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...34567...102030...Son »

Tesekkurler TheBuckmaker.com geldik