Kas
29
2010
0

Doğumda vakum kullanılmasının nedenleri vakumlu doğumun zararları neden vakumla doğum yapılır

Doğumda vakum kullanılmasının nedenleri vakumlu doğumun zararları neden vakumla doğum yapılır.
VAKUM İLE DOĞUM

Doğum eyleminin ikinci evresinde ,yani rahim ağzının tam açıklığa ulaşmasından sonra,doğumun gerçekleşmesine kadar geçen sürede,anne adayı veya bebeğe ait nedenlerle doğumun normal olarak gerçekleşememesi sonucu vakum uygulanarak müdahaleli doğum yaptırılır.

VAKUM’UN TARİHÇESİ

Bebeğin vakum ile doğurtulması çok eskilere dayanan bir tekniktir.Bu tekniğin temeli,Hipokrattan önceki dönemlerden beri uygulanan ve hala bazı yerlerde kullanılan kupa çekme mantığına dayanır.
Bu mantığın doğumda kullanılması 18.Yüzyılın başlarına rastlar.Etkili kullanımı daha sonraki yıllarda
yaygınlaşmıştır.1849 yılında James Young Simpson isimli profesör ilk pratik vakum çanını tanımlamıştır.Simpson aynı zamanda kendi adıyla bilinen Forsepsin de tasarımcısıdır.
Modern vakum çanları, daha sonraki yıllar uygulamaya konmuştur.1950 ‘li yılların sonunda Malmstrein tarafından gerçekleştirilmiştir.Vakum çanları paslanmaz çelikten yapılmaktadır.Günümüzde silikondan yapılmış çanlar ve tek kullanımlık plastik çanlar da imal edilmektedir.
Vakum ,bir hortum ve ucunda mantara benzeyen bir çandan oluşur.Hortumun diğer ucu negatif emme basıncı veren cihaza bağlıdır.Bu çanların çapı genelde 4-6 cm arasında değişmektedir.

VAKUM UYGULAMADA TEMEL NEDENLER ?

Vakum uygulamada anneye ait ve bebeğe bağlı faktörler göz önünde bulundurularak uygulama yapılır.

Anne Adayı ile İlgili Nedenler;

Bebeğin doğum kanalındaki ilerlemesini sağlayan ve doğumun sağlıklı şekilde sonuçlanmasındaki en önemli faktör anne adayının düzenli ve etkili ıkınmasıdır.Ikınma bebek başının makat bölgesine yaptığı bası sonucu kendiliğinden oluşan bir his,dürtüdür.Aynı zamanda karın içi basıncını da artırmaktadır.
Anne adaylarında kalp hastalıkları veya nörolojik hastalıklar mevcutsa basınç artışı risk teşkil edebileceğinden vakum planlanır ve uygulanır.
Anne adayının ıkınmasının yetersiz olması vakum uygulaması için en önemli nedendir.Anne artık doğum eyleminde yorulmuş ve bitkin haldedir.Ikınacak gücü kalmamıştır.Ağrısız doğumlarda da bazen aynı şekilde vakum uygulanması gerekir.
Doğumun ikinci evresinde tam açıklık olduğu halde doğum eylemi ,2 saati aşan bir süre içinde gerçekleşemiyorsa vakum uygulanır.

Eski Sezaryenli gebelere normal doğum yaptırılması hallerinde, bebeğin başı doğarken annenin ıkınmasını önlemek ve daha önceki ameliyata bağlı bir dikiş yeri yırtığına meydan vermemek için planlı bir şekilde vakum uygulanır.

Bebekle İlgili Nedenler;

Bebeğin kalp atımlarının zayıflaması ve bozulması
Bebeğin oksijensiz kalması ve mekonyum (bebeğin kakası) gelmesi,
Bebeğin sıkıntıya girmesi hallerinde vakum uygulanır.Bu arada kardiotokografi veya ÇKS borusu ile kalp atımları ve kasılmalarla ilişkisi yakın takip edilir.Gerekli müdahale anında uygulanır.

Hangi Koşullarda Vakum Uygulanır?

Servikal açıklığın bir başka şekliyle rahim ağzının tam açıklıkta olması,
Amnios kesesinin (su kesesi)açılmış olması,
Bebek baş gelişi olmalı,
Bebek 36 haftadan büyük olmalı,
Bebeğin başının doğum kanalının kritik noktalarını geçmiş olması ve rahim kanalına yerleşmiş olması,
Baş-pelvis uygunsuzluğunun olmaması gerekir.

Hangi Hallerde Vakum Uygulanmaz?

Bebeğin önde gelen kısmı baş değilse ,
Cerrahın bu konuda deneyimi yoksa,
Bebeğin kafası yüksekteyse,
Pelvik darlıktan şüpheleniliyorsa ,
Prematüre bebeklerde ,
Bebekte kanama bozukluğuna neden olabilecek bir hastalık varsa,
Forseps takılmış ve başarısızlıkla sonuçlanmışsa,

Bütün bu konular dikkate alınarak vakum uygulamasına geçilir.Vakum takıldıktan sonra uygulanan 3 denemeden sonuç alınamaz ve bebek doğurtulamazsa vakum başarısız kabul edilir.
Vakum uygulanışı,kendine özel tekniği ile ve ameliyathane şartlarının hazır olması koşuluyla uygulanır.Çünkü başarılı olunamazsa hemen acilen riskli bir sezaryen ameliyatına gerek duyulabilir.

Vakum Uygulamasının Riskleri Nelerdir? Ne gibi Sorunlar Görülür ?

Vakum uygulamasında ölüm ya da kalıcı hasar ile sonuçlanan komplikasyonların görülme sıklığı son derece düşüktür.Bunlar arasında en önemlisi ; Kafa içi kanamalar görülmesidir. Ancak kafa içi kanamalar,vakum uygulanmayan ve kendiliğinden doğan bebeklerde de görülmektedir.Ancak sıklığı daha düşüktür.Böyle durumlarda bebeğin Yoğun Bakım şartlarında izlenmesi gerekir.Kafa içi kanama prematüre bebeklerde daha çok görülür.
Bebeğin kafa derisinde,uygulanan negatif basınca bağlı olarak ödem ve şişlik görülür.Bu durum birkaç gün içinde kendiliğinden geçer.
Kafa derisi altına kanama ve bazen de kafa derisinde sıyrılma görülebilir.Bunlar da önemli bir sorun yaratmadan kendiliğinden iyileşir.
Annede vakum uygulamasına bağlı olarak, doğum kanalında ve rahim ağzında yırtıklar ve hematom görülebilir.Uygun şekilde onarılırsa ciddi bir sorun bırakmaz.

kaynak:takagazete.com
Dr. Naci İmamoğlu

Yazar by Misafir in: Doğum |
Kas
28
2010
0

Gebelikte kaşıntı nedenleri hamilelikte vücutta kaşıntı sebepleri kaşıntı nasıl tedavi edilir

Gebelikte kaşıntı nedenleri hamilelikte vücutta kaşıntı sebepleri kaşıntı nasıl tedavi edilir.
Gebelikte kaşıntı nispeten sık rastlanan belirtilerden biridir. Bu kaşıntı gebeliğin kendisinden kaynaklanan bir durum olabilir veya gebe olunmayan dönemlerde kaşıntı yapan durumlar gebelik dönemine rastlamış olabilir.

Her durumda gebelikte kaşıntı doktor tarafından değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Alerjik durumlar gebelikte nispeten daha az sıklıkta görülseler de alerji öyküsü olan anne adaylarında görülen cilt döküntülü kaşıntılarda bu durumu akla getirmek gerekir.

Yine uyuz, bitlenme, sinek sokması gibi parazitlere bağlı kaşıntılar da söz konusu olabilir.

Uyuz kendini özellikle karın bölgesinde başlayan inatçı kaşıntı ve karın cildinde hastalık için özgün olan cilt lezyonlarıyla belli eder. Aile bireylerinde de genellikle kaşıntı vardır. Uyuz tedavisinde parazite etkili maddeler
içeren losyon şeklindeki ilaçlar doktor önerisine göre kullanılır.

Bitlenme kendini saçlarda ve/veya genital kılların olduğu bölgede inatçı kaşıntılar şeklinde gösterir. İncelemede bit parazitinin yumurtaları kolaylıkla bulunabilir. Tedavide yine doktor önerisine göre şampuan ve losyon şeklideki ilaçlardan faydalanılır.

Gebelikte bölgesel kaşınmanın en sık görülen nedeni genital mantar enfeksiyonudur. Vajina ve vulvada kaşıntı, kızarıklık, şişme ve peynir kesiği gibi akıntı bu enfeksiyonunun özgün belirtileridir.

Gebeliğin kendisinden kaynaklanan kaşıntılar

Çatlaklar:
Karın, göğüs ve bacaklardaki çatlaklar cildi gererek rahatsız edici kaşıntılara neden olabilirler. Gerginliği azaltmak için bademyağı, krem ve ileri durumlarda kaşıntı giderici ilaçlar doktor önerisine göre kullanılabilir.

Gebelik kaşıntısı:
Gebelik döneminde vücutta yaygın kaşıntının en önemli nedeni gebelik kaşıntısı adı verilen durumdur. Yaklaşık 700 anne adayından birinde genellikle gebeliğin son haftalarında görülen bu hastalıkta artan gebelik hormonların etkisiyle safra kanallarında akım yavaşlamakta ve böylece kanda kaşıntıya neden olan safra asitleri birikmektedir.

Gebelik kaşıntısında genellikle tek belirti kaşıntı olmasına karşın ileri durumlarda kaşıntıdan birkaç gün sonra safra kanallarındaki tıkanıklık kanda bilirubin artışına ve sarılık gelişmesine neden olabilir.

Tek başına gebelik kaşıntısı gebeliğin seyrini ve bebeğin durumunu olumsuz etkileyen bir durum olarak kabul edilmemekle birlikte beraberinde sarılık olması durumunda gebeliğin daha yakın takibi gereklidir.

Gebelik kaşıntısı preeklampsi seyrinde gelişebilen karaciğer tutulumundan ayırt edilmesi gerekli bir durum olmakla beraber bu ayrım tansiyonun normal olması ve idrarda protein çıkışı olmamasıyla kolaylıkla yapılabilir.

Gebelik kaşıntısının tedavisinde doktor önerisine göre bölgesel krem veya losyon şeklinde tedavi veya ağızdan tablet alınması şeklinde tedavi yapılabilir

Gebelik kaşıntısı genellikle doğumdan iki hafta sonra kaybolur, ancak genellikle her gebelikte tekrarlayıcılık arz eder ve hastalığı geçiren anne adayları doğum kontrol hapı kullandıklarında da aynı belirtiler ortaya çıkabilir.

Yazar by Misafir in: Gebelik Sorunları |
Kas
28
2010
0

Doğum öncesi su gelmesi bebek zarının erken yırtılması amniyon kesesinin erken yırtılması

Doğum öncesi su gelmesi bebek zarının erken yırtılması amniyon kesesinin erken yırtılması.
Bebeğin normal fonksiyonları, büyüme ve gelişimi ve rahat hareket etmesini sağlamak için amniyon sıvısı gereklidir. Bu sıvı, amniyon ve koryon adı verilen zarlarla çevrilidir ve gebelikte oldukça önemli işlevleri olan dinamik bir sıvıdır.
Amniyon sıvısı; bebeğin dış travmalardan korunmasını, kolay hareket etmesini, solunum sisteminin gelişimini, sabit ısıda tutulmasını sağlar. Özellikle de amniyotik membranlar, vagina ve serviksten yukarıya geçebilecek mikroorganizmalardan bebeği korurlar.

Erken membran rüptürü (EMR); amniyon kesesinin doğum henüz başlamadan yırtılması ve suların gelmeye başlamasıdır. Amniyon kesesinin yırtılmasının ardından bebekle dış dünya arasındaki mikrop geçişini engelleyici filtre mekanizması artık ortadan kalkmış olur. 37. gebelik haftasından önce amniyotik membran yırtılmış ile prematüre EMR denir. Erken membran rüptürü, erken doğumun en önde gelen nedenlerindendir.

Tüm gebeliklerin yaklaşık %10′unda görülmektedir. Anne adayları aniden vaginadan boşalan bir sıvıdan bahsederler. Ancak bu sıvı boşalması her zaman çok belirgin olmayabilir ve aralıklı olarak az miktarda gelebilir.

Nedenleri çeşitlidir; en çok enfeksiyonlar sorumlu tutulmaktadır. Özellikle idrar yolu enfeksiyonları ve vaginal enfeksiyonlardan şüphelenilmektedir.

Enfeksiyonların dışında servikal yetmezlik (rahim ağzı yetmezliği), çoğul gebelik , polihidramniyos, annenin yetersiz beslendiği durumlarda, sigara kullanımında da EMR görülebilmektedir.

Tanı; şüphelenmekle başlar. Anne adayının su gelmesi ile ilgili şüphesi olduğunda, ultrason ve muayene uygulanır. Serviksi (rahim ağzı) görmek için yapılan spekulum muayenesinde amniyotik sıvının geldiği görülebilir. Şüpheli durumlarda, turnusol kağıdı ile gelen sıvının pH ölçümü yapılarak amniyon sıvısı mı, yoksa servikal mukus mu ayırt edilebilir. Yine yapılan ultrason ile bebeğin çevresini saran amniyon sıvısı miktarı araştırılır.

EMR tanısı konduktan sonra gebelik haftası, genel fizik muayene bulguları, kan analizleri ve bebeğin genel durumu değerlendirilerek tedavi planlanır. EMR’de en önemli komplikasyon erken doğumdur. Genellikle suların gelmesinden itibaren 24 saat içinde doğum olayı başlar.

Rahim içi enfeksiyon (koryoamniyonit), hem anne hem de fetusta ciddi problemler yaratabilen bir başka komplikasyondur. Kesenin açılmasından sonra geçen süre arttıkça enfeksiyon riski de artmaktadır. Yaklaşık olarak tüm EMR’ li hastaların %9-15′ inde koryoamniyonit gelişmektedir. Bu durum, yüksek ateş, bebek hareketlerinde azalma, karın duvarı üzerinde hassasiyet, kötü kokulu vajinal sıvı akışı, kan analizinde beyaz hücrelerde yükselme gibi bulgularla tanınır. Koryoamniyonit saptandığında, uygun doz ve spektrumda ciddi antibiyotik tedavisine başlanarak, gebelik en kısa sürede sonlandırılır.

EMR’de tedavi yöntemi; beklemek veya gebeliğin hemen sonlandırılması seçeneklerinden biridir. EMR’ li gebeliğin izlem şekli, hastadan hastaya değişir. EMR’nin ortaya çıktığı gebelik haftası, EMR’nin ne kadar süredir var olduğu, bebeğin biyofizik durumu , annenin genel fizik muayene bulguları, özellikle enfeksiyon kriterlerinin var olup olmadığı araştırılarak yönteme karar verilir.

Eğer gebelik miyada yakın bir haftada ise ve bebeğin akciğer olgunluğu açısından risk düşünülmüyorsa doğum için fazla beklenmemesi daha uygun olur. Suni sancı (Oksitosin) verilerek doğum hızlandırılabilir. Sezaryen gerekiyorsa da antibiyotik baskısı altında gebelik sonlandırılır. Eğer bebek 28. gebelik haftasından büyük ve 34. gebelik haftaları arasında ise; koşullar anne bebek sağlığını riske atmıyorsa, antibiyotik tedavisi ile birlikte, bebeğin gelişimi için zaman kazanılmaya çalışılır. Bazen amniyon içerisindeki yırtık çok küçük olabilir ve gözlem-bekleme sırasında vücut kendini onararak kapanabilir.

Gebelik 26. haftadan küçük ise beklemek ya da gebeliği hemen sonlandırma kararı vermek oldukça güçtür. Çünkü bebeğin olgunlaşması için oldukça uzun bir süre gerekmektedir. Dolayısıyla enfeksiyon riski belirgin olarak artmıştır. Ayrıca uzun süren oligohidramniyos, bebeğin akciğer gelişimi üzerinde olumsuz etki gösterecektir. Bu nedenle bu gibi durumlarda aileyle birlikte karar verilerek gebeliğin sonlandırılması öncelikli olarak düşünülebilir

Yazar by Misafir in: Doğum |
Toplam 22 sayfa, 2. sayfa gösteriliyor.12345...1020...Son »

Tesekkurler TheBuckmaker.com geldik