Eki
27
2010
0

Gebelikte kansızlık belirtileri hamilelikte kansızlık demir eksikliği yapılması gerekenler tedavi ilaç

Gebelikte kansızlık belirtileri hamilelikte kansızlık demir eksikliği yapılması gerekenler tedavi ilaç.
Gebelik, anne vücudunda ikinci bir canlının oluştuğu dönemdir. Yetersiz ve dengesiz beslenme gebe anne üzerinde çeşitli bozukluklara neden olur.Gebelik süresince bebek, anne zayıf olsa bile kendisi için gerekli olan enerjiyi, protein, demir, kalsiyum gibi minaralleri ve vitaminleri anneden alarak gelişimini sürdürür.

Böylece annenin bu besin öğelerine olan gereksinimi artar. Artan gereksinimlerin karşılanmaması halinde; beslenme yetersizliğinin belirtileri olan kansızlık, diş çürümesi kemik bozuklukları meydana gelir. Anne halsiz ve yorgun düşer, bebeğini de yeterince besleyemez. Bu kez bebeğin büyüme ve gelişmesi tam olmaz ve sağlıksız doğar.
Ülkemizde önemli bir sağlık sorunu olan anemi özellikle demir ve folik asit
yetersizliğine bağlı olarak görülmektedir. Gebe kadınlarda, hemoglobin düzeyi llg/lOOmL. altına düştüğünde, demir yetersizliği anemisi tanısı konulmaktadır.

Nedeni; Diyetteki demirin emilim oranının düşük olması (bitkisel kaynaklı besin oluşu), parazitler, gereksinmenin fazla oluşu, sık doğumlar, düşükler ve pikadır (toprak yeme). Ayrıca gebelik nedeniyle % 50 oranında artan plazma hacmine karşın, kırmızı kan hücrelerinin hacminin artışı ( % 20 artış) bu orana ulaşamamaktadır. Hemoglobin düzeyinin, 11-12 g./lOO mL. arası olması en sağlıklı doğumu sağlamaktadır. Ülkemizde gebe ve emziklilerde ulusal düzeyde anemi oranı sırasıyla % 73.9 ve % 65.4 dür. Hastalık, dudak içi, avuç içi, tırnak yatakları ve göz diplerinde solma, çarpıntı-çabuk yorulma, kemiklerde zayıflık, çabuk ve sık hastalanma, baş dönmesi, baş ağrısı, bulantı, iştahsızlık ve ishal gibi belirtilerle başlar.Anemik gebelerde taşikardi, baş dönmesi, yorgunluk, bayılma, dudak ve alt göz kapaklarında soluk renk (normalde kırmızıdır), nefes almada güçlük, yüz ve bacaklarda şişme gibi belirtiler görülmektedir. Anemik annelerin bebeklerinde prematüre doğumlar, perinatal ve neonatal ölümler artmaktadır.

Gebelikte artan demir gereksinmesini karşılamak için ek demir verilmesi, çinkonun kullanımını azaltmaktadır. Hemoglobin düzeyi lig./100 mL. altına düşmeden, ek demir preplarının kullanılmasına gerek yoktur. Her öğünde C vitamini içeren besinlerin tüketilmesi, demir emilimini artırmaktadır. Her ay annenin hemoglobini ölçülmeli, aneminin önemi ve belirtileri anneye öğretilmelidir.

Gebeliğini hijyenik koşullarda sürdüren, gebeliği sırasında düzenli izlenen eğitilen ve gerekli tedavilerini zamanında yaptıran, doğumu sağlıklı koşullarda ve sağlık personeli tarafından gerçekleştirilen bir annenin gebelik ve doğuma bağlı bir nedenle ölmesi veya sakat kalması normal koşullarda nadirdir. Bu koşulların yerine getirilmemesi halinde ise anne ve çocuk sağlığı ile ilgili önemli sorunların ortaya çıkması muhakkaktır.

Demir eksikliğinin başlıca nedeni yetersiz ve dengesiz beslenmedir!

Demir depolarını boşaltan ve anemiye yol açan nedenlerden ayrı olarak, demir eksikliği başlı başına ana ölümüne yol açan bir faktördür. Ayrıca demir eksikliğinde bağışıklık sistemin zayıflaması ile enfeksiyon riski artar. Barsak parazitleri beslenme dengesini bozarak anemide rol oynar. Demir eksikliği anemisi birkaç hafta içinde ortaya çıkar.

- Sigara ve alkol kullanmayınız.
-Yemeklerle birlikte çay içmeyiniz.
-Taze sıkılmış meyve suyu içip, meyve yiyiniz.
-Hamilelik süresince düzenli sağlık kontrolleri yaptırınız.
-Gebelikte et, balık, tavuk, yumurta, karaciğer, dalak, böbrek vb. sakatatlar ceviz, badem gibi kuruyemişler, üzüm (pekmez), kayısı, erik, pestil ve benzeri kurutulmuş meyveler, kuru fasulye, nohut, mercimek, barbunya vb. kuru baklagiller, pekmez ,tahin, susam ve yeşil yapraklı sebzeler demir yönünden zengin yiyeceklerdir. Günlük beslenmede sık tüketilmesinde yarar vardır.

Demirden zengin yiyeceklerle birlikte C vitamini kaynağı domates, biber, maydanoz, kıvırcık gibi taze sebze ve portakal, greyfurt, çilek gibi meyveleri alması demir emilimini artırarak kansızlığa engel olur.

Tags:

  • gebelikte annede demir eksikliği belirtileri
  • gebelikte annede demir eksikliğinde ilaçla tedavi
Yazar by Misafir in: Gebelik Dönemi |
Eki
27
2010
0

Gebelikte ne kadar kilo almak gerekir hamilelikte kilo alımı kaç kilo almak gerekir

Gebelikte ne kadar kilo almak gerekir hamilelikte kilo alımı kaç kilo almak gerekir.
Şişman kadınlar, gebelikte 11 kg.dan az ağırlık kazansalar bile normal ağırlıkta bebek doğururken, gebelik öncesi anne zayıf ise bebek düşük doğum ağırlıklı doğma riskine sahiptir.

Kadının gebelik öncesi beslenme durumu önemli olup, mutlak surette dikkate alınmalıdır. Gebelik Öncesi vücut ağırlığı mümkünse saptanmalı ve standartlara göre değerlendirilmelidir.Yetişkinlerde boya uygun vücut ağırlığını saptamak için standartlar kullanılmaktadır. Beden kitle indeksinin kullanılması ise daha pratik bir yöntemdir. Boy ölçülür, metre olarak yazılıp karesi alınır. Çıkan rakam 20 ile çarpılırsa boya uygun ağırlığın alt sınırı, 25 ile çarpılırsa boya uygun ağırlığın üst sınırı bulunur (ortalama 21) bulunan değere gebelik ayına göre ekleme yapılır.

Gebelik öncesi zayıf olan kişilerde düşük doğum ağırlıklı bebek doğum oranı ve preeklamsi riski yüksektir. Gebenin diyetine ek besinler eklenerek bu durum düzeltilebilmektedir. Gebelik öncesi şişman olan kişilerde ise
hipertansiyon, şeker hastalığı, doğum güçlükleri gibi birçok komplikasyonun riski artmaktadır.

Gebelikte ağırlık kazanmanın izlenmesi önem taşımaktadır. Gebe kadın ilk üç ayda her ayda 0.5-1 kg, sonraki aylarda ise ayda ortalama 1.5-2.0 kg. ağırlık kazanmalıdır. Gebelik süresince annenin toplam ağırlık artışı ( 10-14 kg.) ortalama 12.5 kg %15, olmalıdır. 7 kg dan az ağırlık kazanma, anne ve bebeğin sağlığını tehlikeye sokar. Gebelik öncesi anne şişmansa daha az kilo almalıdır. Anneye beslenmesinin önemi sürekli anlatılmalıdır. Ayrıca ağırlık kazanımı az olduğunda anne sütünün veriminin düşeceği vurgulanmalıdır.

DİKKAT!

-Gebelik süresince anne ortalama 12.5 kg %15 (10-14 kg) ağırlık kazanmalıdır. (Ayda 1-1-5 kg.)
-Enerji eklemeleri, kadının gebelik öncesi ağırlığına göre yapılmalıdır.
-Gebelik öncesi ağırlığı normal olan kadına ilk 3 ay normal enerji gereksinimine 150 kalori, 4-9 ay arası ise 300 kalori eklenmelidir.
-Gebelik öncesi kadın şişmansa enerji eklemesi yapılmaz, ihtiyacı kadar verilir.
-Gebelik öncesi çok şişman kadınlara düşük enerjili diyetler ilk üç ay uygulanabilir.
-Dördüncü aydan sonra enerji kısıtlaması yapılmamalıdır. Kısıtlama gerektiğinde günlük enerji 1200-1500 kaloriden az olmamalıdır.
-Gebelik öncesinde kadın zayıfsa ilk 3 ay 250 kalori, sonraki aylarda ise 300 kalori ekleme yapılmalıdır.
-Anne yaşı, çocuk sayısı ve doğum aralığı anne ve bebek sağlığını etkilemektedir.
-Anne Yaşı: Anne ölüm hızının, 20-30 yaşlar arasında en düşük olduğu bulunmuştur. 18 yaş altında ve 35 yaş üzerinde doğum yapan kadınlarda ölüm oranı daha yüksektir.
-Adölesan Gebeliği: Ergenlik yaşı, gencin beslenme durumuna bağlı olarak değişmektedir.

Genç, daha kendisi büyüme çağında olduğu dönemde gebelik ortaya çıkmaktadır. Depolan yeterli değildir, kendi enerji ve besin öğeleri gereksinmesi yüksektir. Bebek için de ek gereksinme söz konusudur. Adölesan gebeliği, anne ölümlerine ve prematüre düşük doğum ağırlıklı bebeklere, perinatal ölümlere neden olmaktadır.

Kaynak:Sağlık bakanlığı tarafından hazırlanan ” toplumun beslenmede bilinçlendirilmesi “adlı kitaptan alınmıştır.

Yazar by Misafir in: Gebelik Dönemi |
Eki
27
2010
0

Gebelikte yapılması gereken testler hamilelik süresince yapılması gereken kan idrar ultrason tetkikleri kontrolleri

Gebelikte yapılması gereken testler hamilelik süresince yapılması gereken kan idrar ultrason tetkikleri kontrolleri.
Gebe bir kadının 8.gebelik ayına kadar ayda bir kez, bu ay içinde 15 gün ara ile iki kez ve son ay içinde 7-10 gün ara ile 3-4 kez kontrolu gereklidir. Acaba bu kadar sık kontrol gerekli midir? Şunu bilmek gerekir ki; gebeliklerin pekçoğu herhangi bir sorun yaşanmadan, problemsiz devam eder. Gebelik takibindeki amaç, olası sorunları önceden saptayıp gereken tedbirleri almaktır. Unutmayın ki; anne ve bebeğe ait ciddi sorunlar, çoğunlukla, daha önceden takibi yapılmayan gebeliklerde yaşanmaktadır. O nedenle, “İlk gebeliğimde takibe gittim ve hiçbir faydasını görmedim”, “Eskiden gebelik takibi diye birşey yokmuş ve her kadın sorunsuz bir şekilde doğuruyormuş” veya “Benim bir arkadaşım, hiç doktora gitmediği halde gayet sağlıklı doğum yaptı. O halde ben neden kontrola gideyim ki?” gibi düşüncelerin yanlış olduğunu ve sizi çok ciddi tablolarla karşı karşıya getirebileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Gebelik takiplerini, gebeliğinizin geleceği için bir teminat, bir sigorta olarak görün. Nasıl ki, hepimiz arabalarımızı olası kazalara karşı sigorta ettiriyorsak, takipler de olası risklere karşı bir tedbir amacı taşımaktadır. Kontrollarınızı ihmal ettiğinizde risk gerçekleşmediği müddetçe sorun olmayacaktır; ama risk gerçekleşirse? Söz konusu olan hem sizin hem de bebeğinizin sağlığıdır.

Gebelik kontrolları esnasında yapılan sorgulama ve muayene ile, gerek sizin gerekse bebeğinizin genel durumu ve gelişimi hakkında bilgi sahibi olmayı amaçlıyoruz. Ancak insan kapalı bir kutu gibidir ve biz doktorların daha doğru tanıya varmak ve tedaviyi daha iyi planlayabilmek için bir takım tahlil ve tetkiklere ihtiyacımız vardır. İşte gebelikde de, hem sizin hem de bebeğinizin sağlıklı takibi için bir takım tahlil ve tetkiklere gerek vardır.

Kan Grubu: Hem kan uyuşmazlıklarının tayininde, hem de olası kan gereksinimlerinde anne adayının kan grubu bilinmelidir. Kan uyuşmazlığı, anne adayının kan grubunun Rh negatif, baba adayının kan grubunun Rh pozitif olduğu durumda söz konusudur. Eğer baba adayının kan grubu da Rh negatif ise, kan uyuşmazlığı yoktur. Kan uyuşmazlığı varsa ve doğan bebeğin kan grubu Rh pozitif ise anneye koruyucu aşı yapılması gerekmektedir.

Kan grubuna bir defa bakmak yeterlidir. Kişi daha önceden kan grubunu biliyorsa, tekrar bakılmasına gerek yoktur, çünkü kan grubu ömür boyunca aynı kalır.

İndirekt Coombs Testi: Sadece kan uyuşmazlığı olan gebelerden istenen bir testtir, her gebeye yapılması gerekmez.

Kan Sayımı: Kansızlığın tesbiti, enfeksiyonların araştırılması ve pıhtılaşmayla ilgili araştırmalar için gerekir. Genelde 2-3 defa bakılır.

Açlık Kan Şekeri: Şeker hastalığı olup olmadığını araştırmak için, bir defa bakılır.

Hepatit B (Sarılık) Taşıyıcılığı Testi: Toplumda %5-10 oranında sarılık taşıyıcılığı vardır. Böyle bir durumun mevcudiyetinde, bebeğe doğduktan sonra aşı ve serum uygulanmak zorundadır. Aksi halde bebekde kronik karaciğer hastalığı gelişebilir. Çok önemli bir test olup, bir defa bakılır.

Ayrıca imkanlar dahilinde Hepatit C araştırması da yapılabilir.

Mikrobik Testler: Gebeliği etkileyebilecek bazı özel enfeksiyonların araştırılmasında kullanılır. Toxoplazma, kızamıkçık, CMV enfeksiyonu, Frengi ve AIDS gibi. Ancak bunlar nispeten pahalı testler olduğu için kullanımları sınırlıdır ve mutlaka bakılmaları gerekmez. Maddi imkanlar elveriyorsa bakılmalıdır. Bu mümkün olamıyorsa genel tedbir olarak, gebelik boyunca çiğ et (pastırma, sucuk, çiğ köfte gibi) yemeyin, kedilerden ve döküntülü hastalık geçiren çocuklardan uzak durun ve şüpheli durumları mutlaka bildirin.

İdrar Tahlili: İdrar yollarında enfeksiyon, taş, kanama araştırması ve vücut metabolizması hakkında bilgi edinmek amacıyla yapılır. Gebelikte en sık (4-5 kez) istenen tetkik olmakla birlikte, maaliyeti de çok düşüktür.

Tarama Testleri (Zeka Testleri): Fetusun kromozom bozukluğu riskini araştıran testlerdir.Özellikle de Down sendromu ya da Mongolizm denen kromozom bozukluğu araştırılmaktadır.Bu sendromu taşıyan bebeklerde zeka geriliği olduğu için, “zeka testi” adı buradan gelmektedir.Düşünüldüğünün aksine,bebeğin zeka düzeyini belirleyen testler değildir.

Bu testler tarama testidir. Test sonucu sadece olası risklerden bahseder. Eğer risk yüksek bulunmuşsa, o zaman tam tanı testine ihtiyaç vardır. İşte, o tam tanı testi de amniosentezdir. Risk düşükse, amniosentez gerekmez.

Bu amaçla yapılan iki test vardır:

1. Ense Kalınlığı Ölçümü ve Birinci Trimestr Tarama Testi: 11-14. Haftalar arasında yapılır.Ultrasonda bebeğin ense kalınlığı ölçüldükten sonra,anneden alınan kanda bazı hormon değerlerine bakılır.Sadece down sendromu için risk taraması yapar.Bu yönden,üçlü tarama testine göre daha hassas bir testtir.

2. Üçlü Tarama Testi (Zeka Testi): 16-20. Haftalar arasında anneden alınan kanda bakılır ve başlıca 3 bozukluğu araştırır. Bunlar nöral tüp defekti denilen, beyin ve sinir sisteminin gelişimine ait problemler ve Trisomi 18 ve Trisomi 21 (Down Sendromu) denilen kromozom bozukluklarıdır.

Amniosentez: Amniosentez bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısından 10-20 ml kadar bir numunenin alınmasıdır. Farklı amaçlarla yapılabildiği gibi, en çok Down Sendromundan şüphe edildiğinde kesin tanıya varmak amacıyla uygulanır. Her gebeye uygulanmaz ; tarama testlerinde yüksek risk saptananlara, 35 yaştan büyük gebelere ve bazı özel durumlarda yapılır.

Şeker Yükleme Testi: Gebeliğe bağlı olarak gelişen şeker hastalığının araştırılmasında kullanılan bir tarama testidir. 24-28. haftalar arasında yapılır. Test için 50 gr glukoz bir bakdak su ve bir limonla karıştırılarak (limonata yapılıp) içilir ve bundan tam bir saat sonra kan şekerine bakılır.

ULTRASONOGRAFİ (ULTRASON): Ultrason bebeğin gelişimini, pozisyonunu, içinde bulunduğu şartların yeterliliğini, organsal bozukluklarını ve cinsiyetini ortaya koyan bir görüntüleme yöntemidir. Her trimesrde bir defa olmak üzere, en az 3 kez yapılmalıdır.

Bazen, gebeliğin 6-7. Ayında ilk defa kontrole gelen ve “Biz bebeğin cinsiyetini merak ediyoruz ve onun için ultrasona girmeye geldik” diyen gebe ve yakınlarıyla karşılaşıyorum. Evet, bazılarına göre gebelikde kontrolun ve ultrasonun tek amacı maalesef bu oluyor. Tabii ki; insanların doğacak bebeklerinin cinsiyetini bilmek istemeleri en doğal haklarıdır ancak, ultrason bize çok daha değerli bilgiler verir ve cinsiyetin belirlenmesi sadece bir ayrıntıdır. Sanırım, bebeğin genel olarak gelişimi ve organsal herhangi bir bozukluğunun olup olmaması cinsiyetten çok daha önemlidir. Ayrıca ultrasonu sadece cinsiyet tayinini yapan bir cihaz olarak görmek, onun yeteneklerini gözardı etmek anlamına gelir.

En sık sorulan sorulardan biri de, ultrasonun bebeğe zararlı olup, olmayacağıdır. Ultrason insan kulağının duyamadığı ses dalgaları ile çalışmaktadır. Bu nedenle X ışınlarından, yani röntgenden farklıdır. Yaklaşık 30 yıldır kullanımda olmasına karşın, bugüne kadar gösterilmiş zararlı bir etkisi yoktur. Ayrıca vajinal yolla yapılan ultrasonun da herhangi bir zararının olmadığını bilmenizi isterim.

Renkli ultrason, gebelikde gelişme geriliği gibi çok nadir durumlarda gereklidir. Rutin uygulamalarda standart ultrason cihazları yeterli olmaktadır.

Son zamanlarda 3 boyutlu ultrasonun kullanımı da yaygınlaşmaktadır.Bu cihazlar derinlik algısı olan resimler verebilmektedir.Hekim için çok ciddi katkısı olmamakla birlikte, hasta ve yakınlarına anlayabilecekleri görüntüler sunmaktadır.

Fetal Monitör (NST): Daha ziyade III. Trimestrde ve doğumda sancı döneminde kullanılır. Bir cihaz yardımıyla bebeğin kalp atımları, hareketleri ve rahimdeki kasılmalar takip edilmektedir. Amaç bebeğin içinde bulunduğu şartların yeterli olup olmadığını, bebeğin yeterli oksijen alıp alamadığını ve bebek için herhangi bir sıkıntının var olup, olmadığını ortaya koymaktır. Bazen de (erken haftalarda) erken doğum kasılmalarının araştırılmasında kullanılır.

Yazar by Misafir in: Gebelik Dönemi |
Toplam 19 sayfa, 5. sayfa gösteriliyor.« İlk...34567...10...Son »

Tesekkurler TheBuckmaker.com geldik